Ergenlik çağı, ikilem çağı...
Çocuğunuz halen size bağımlı bir hayat yaşama ihtiyacında; ama bir yandan bağımsız olmak istiyor artık. Daha düne kadar onun beğendiği, takdir ettiği kişiler sizlerdiniz. Şimdi artık bir anda herşey tersine döndü. Hayatındaki en beğenmediği ve eleştirdiği kişilersiniz artık. Sizden farklı olmayı özgürlük olarak algılıyor.Ev dışındaki sosyal çevrenin onun için önemi eskisine göre daha fazla. Arkadaş grubuna kabul edilmek, onlar tarafından sevildiğini, sayıldığını bilmek onun için çok önemli. Bu kabulü kazanmak için de grubun beklentilerini yerine getirme uğraşısında. Artık sizin beklentilerinizin bir ağırlığı yok onun gözünde. Şaşkınsınız ve de endişelisiniz. Çocuğunuz sizden uzaklaşıyor gibi hissediyorsunuz. Tepkileri kimi zaman sizi incitiyor ve öfkelendiriyor. Çatışmalar yaşıyorsunuz. Çözüm olmadıkça kurallar koyuyorsunuz ki çocuğunuz daha da uzaklaşıp gitmesin... Bu da işe yaramadıkça, kurallar sıkılaşıyor. Fakat sanki bu da ters etki yapıyor ve çocuğunuzun endişelendiğiniz davranışları şiddetleniyor.
Korku duygusunun insanoğlunun hayatta kalabilmesini sağlayan bir işlevi vardır. Korku, tehlikeyi algılamamızı ve kendimizi korumamız için alarmda olmamızı sağlar. Çocuklarda anlık korkular olabileceği gibi, bazı korkular belli bir dönem ortaya çıkıp bir süre devam edebilmektedir. Şimdi bu tarz korkuların üzerinde duralım:
Çocuğa disiplin uygulayarak gelişimine katkıda bulunmak, anne babaların en önemli gündem maddesi kuşkusuz… Bu konuyla ilgili birçok sorun var. Sorunlar öneri taleplerini de beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, anne ve babalara çocuk yetiştirme sürecinde önerilerde
Bebeğiniz henüz konuşamayacak kadar küçük. Ancak iletişim, diğer kanallar aracılığıyla siz ve bebeğiniz arasında, tüm yoğunluyla akıyor. Belki bu kanalların bir çoğundan haberdar değiliz.
Bebekler, sözcüklerle sıkıntılarını ve hoşlandıklarını dile getiremeseler de, yüz ifadeleri ve ağlamalarıyla ihtiyaçlarını ve duygu durumlarını yetişkinlere aktarıyorlar.
Anneler çocuk yetiştirmede hep birinci planda görünüyorlar. Anne ve babanın çocuklarıyla ilişkilerinde aynı derecede etkin oldukları istisnalar olabilir elbette. Üstelik, doğumdan sonraki ilk anlardan başlayarak annenin fiziksel ve ruhsal bakıcı rolünün hayati önemi de inkar edilemez. Ama büyüme ilerledikçe diğer ebeveynin de önemi belirginleşir. Çocuk kız yada erkek olsun fark etmez. Baba da ihtiyaç duyduğu diğer bir figür olarak karşımıza çıkar.








