Sorularınızı Yanıtlıyoruz

ANASAYFA

HAKKINDA

YAZILAR

SORU SOR

BİLGİ BANKASI

RANDEVU & İLETİŞİM

Şişmanlamanın ve Zayıflamanın Psikolojik Etkileri

Bu yazıyı paylaş
 


Şişmanlamanın ve Zayıflamanın Psikolojik Etkileri

Fazla kilodan şikâyetçi olan bir insanın bundan kurtulmak iste­mesinin ilk koşulu sadece “istek” ya da “dilek” değil, bu konuda “kesin kararlılık” tır.

Fazla kilolarından kurtulmak isteyen kişinin önce hayat biçi­mini değiştirmeyi kabullenmesi ve bunu göze alması gerekmek­tedir. Fazla kiloya sebep olan hayat biçiminin arkasında aşırı yeme, yanlış beslenme, hatalı yemek alışkanlığı ve hareketsizlik bulunmakta­dır.

Bu dört sebep toplu olarak ortadan kaldırılmadıkça, yapılan rejimlerin bir tek ortak kaderi olacaktır: “Fazla kiloları verirken depresyon, verilen kiloları alırken yine depresyon.”

Depresyonun en genel sebebi kayıptır. Kişi önce yemek ye­mekten uzak durarak kaybettiği zevkten ötürü depresyona girer. Bir süre sonra ise, onca eziyetle verdiği kiloları tekrar – ve kaçı­nılmaz olarak – geri alırken de kaybettiği beden ölçüleri ve ken­dine saygısı nedeniyle depresyona girer.

Kısa sürede hızla verilen kilolar, kişiye belki motivasyon vere­bilir ama “doğru beslenme” ve “hareketli bir yaşam” sağlanmadı­ğı takdirde yeni bir başarısızlık duygusunun yaşanması kaçınıl­maz olur. Doğru beslenme yeteri kadar kalori, gereğince protein, gerekli ölçüde vitamin ve mineral demektir.

“Ayar mekanizması” başlığı altında anlatıldığı gibi şişmanlı­ğın kendisi bir yapısal bozukluk olarak ortaya çıkar ve sonra bu durum hormon sistemini etkileyen bir kısır döngüyü başlatır.

Sağlıklı bir zayıflama programının içermesi gereken asgari şartlar düşük kalorili beslenme, fizik egzersiz ve lifli gıdalardan oluşan bir diyettir.

Sağlıklı Kilo Vermek İçin

Sağlıklı ve doğru bir beslenme beden için gerekli olan ölçüde ka­lori, protein, vitamin ve mineral almaktır. Fazla kilolarından kur­tulmak isteyen kişi, kendisini “özgür” iradesiyle bile olsa sert bir disiplin altına sokarsa, kısa bir süre sonra bu sert disiplinin geri tepen sonuçlarıyla karşılaşması kaçınılmaz olur. Bu sebeple ken­dine sert bir disiplin uygulamak yerine yumuşak bir şekilde “ha­yat biçimini” değiştirmeye karar vermek ve bu değişikliği göze almak, başarısı kanıtlanmış en uygun yoldur. Sağlıklı bir biçimde kilo vermek için yapılması gereken; dengeli bir diyet uygulamak, fizik egzersiz yapmak, beslenme ve “yeme” alışkanlığını değiştirecek bir dav­ranış düzenlemesi içine girmektir.

Dünyanın en önde gelen tıp dergilerinden Lancet’de zayıfla­ma konusunda üç yöntemin karşılaştırıldığı bir araştırma yayım­lanmıştır. Benzer özellikler gösteren şişmanlar üç grupta toplan­mışlar, birinci gruba zayıflama hapı verilmiş; ikinci gruba hap ve yeme alışkanlığını değiştirmeye yönelik davranış düzenleme tek­niği uygulanmış; üçüncü gruba ise sadece yeme alışkanlığını de­ğiştirmeye yönelik davranış düzenleme tekniği uygulanmıştır.

Dört aylık incelemeden sonra ilaç grubunun 15 kg; ilaç ve dav­ranış düzenleme grubunun 30 kg; sadece davranış düzenleme uy­gulanan grubun ise 10 kg vermiş olduğu görülmüştür.

Bir yıl sonra yapılan izleme çalışmasında 15 kg veren ilaç gru­bunun 10 kg geri aldığı; ilaç ve davranış düzenlemesi grubunun verdiği 30 kg’dan 24′ünü geri aldığı; sadece davranış düzenleme­si uygulayan grubun ise yarım kilo almış olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu araştırmanın ortaya koyduğu en somut bulgu, dışarıdan yapılan müdahalenin yapıldığı süre içinde geçerli olduğudur. Görüldüğü gibi, müdahale ortadan kalkınca kişiler hızla eski alışkanlıklarına geri dönmektedirler.

“Stresle Başaçıkma” seminerlerimizden birine katılan bir ha­nım son bir yıl içinde sürdürdüğü rejimle 110 kilodan 80 kiloya inmişti. Son bir yıldır günlük beslenmesinde 1000-1200 kalorinin üzerine çıkmadığı halde daha fazla kilo veremiyordu. Halbuki ki­lo vermek konusundaki klasik yaklaşımlara göre normal ağırlığı­nın en az % 20 daha üzerinde olan bu hanımın, günde 500 kalori eksik almaya devam ettiği için her hafta bir kilo vermeyi sürdür­mesi gerekiyordu.

Bu durumu ayar noktası ile izah etmek mümkündür. Kişi aldı­ğı kaloriyi azaltmış, bünyesi ise harcadığı enerjiyi azaltarak kilo­nun sabit kalmasını sağlamıştır. Fazla kilo problemini yaşayan birçok kişi için tipik olan bu durum, kilo vermeyle ilgili gerek tıb­bi, gerekse psikolojik yaklaşımların temelini oluşturan, “şişman­ların fazla yedikleri” varsayımının doğru olmadığını ortaya koy­maktadır.

Günde 1000-1200 kalori alan bir insanın fazla yediği ileri sürü­lemeyeceğine göre, “fazla yemek” ne anlama gelir? Bu kişi kom­şusundan mı daha fazla yemek yemektedir, yoksa hayatının daha genç olduğu döneminden mi? Veya bu kişinin aynı yaşta, aynı cinsiyette ve aynı aktivite düzeyindeki hayali bir kişiden daha mı fazla yediğini düşünmek gerekir. Yapılan araştırmalar cinsiyet ve yaş açısından aynı durumda olan benzer kilo ve aktivite düzeyin­deki kişilerin birbirlerinden çok farklı biçimde beslendiklerini ve farklı düzeylerde kalori aldıklarını ortaya koymuştur. Kısaca söy­lemek gerekirse benzer aktivite düzeyindeki kişiler, aynı kiloyu almak için farklı miktarda kaloriye ihtiyaç duymaktadırlar.

Şişmanlık çok karmaşık bir konudur. Birçok başarısız diyet gi­rişiminin temelinde şişmanlığa yol açan veya kilo vermeyi zorlaş­tıran sebeplerin yeterince bilinmemesi yatmaktadır.

Şişmanlık Basit Bir Sebep Sonuç İlişkisi Değildir

Aşırı yemek, bir kişinin vücut ağırlığım artırmasına neden olacak ölçüde yemesidir. Şişmanlık sadece yeme miktarına bağlı değildir. Şişmanlığa genetik, fizyolojik ve davranışsal faktörlerin karmaşık et­kileşimi yol açar. Konuyu daha da zor anlaşılır kılan bu faktörle­rin gıda alımını etkileme yolunun bireyden bireye farklılık gös­termesidir.

Psikolojik faktörlerin şişmanlık konusunda önem taşımasının sebebi, bu faktörlerin çeşitli yollarla yeme davranışını ve enerji kullanımını etkilemesidir. Böylece şişmanlığa yol açan psikolojik problemlerle şişmanlık sonucu ortaya çıkan psikolojik problemle­ri birbirinden ayırmak mümkün olabilmektedir.

Şişmanlıkla ilgili psikolojik faktörlerin araştırılmasıyla ilgili çalış­malar okunduğu zaman şişmanların yeme davranışlarını kontrol edeme­yen insanlar olmadıkları ve sadece yenilen yemeği azaltmanın kilo alı­mını önlemeyeceği kesin olarak görülecektir.

Bu yazıyı paylaş
 

YORUM YAPIN

Arama Yapın

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

mrb hocam. kızım 22 aylık. 1,5 haftadır bize tokat atmaya başladı. önceden böyle bir davranış sergilemiyordu. ... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Hocam merhaba 15 aylik ikiz erkek bebeklerim var.ikisinin karakteri birbirlerine cok zit birisi hic kucaktan i... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Benim 20 aylik oglum var yemek yediremiyoruz sadece gunde 250 ml sut iciriyor onun haricinde hic bir sey yedi... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

26 aylik bir oglum var ayni zamanda 26 haftalik hamileyim. Oncelikle tuvaleti geldiginde soyluyor fakat tuvale... devamı

Çocuklardaki Psikolojik Sorunları Psikoloğumuza Sorun

Merhabalar, kızım 18 ayını doldurdu ve hala emiyor. hala geceleri çok sık uyanıyor ve çığlık çığlıga ağlıyo... devamı

Çocuk Psikoloğum Ücretsiz Android Mobil Uygulaması

ETİKETLER

TWITTER'DAYIZ

FACEBOOK'TAYIZ

PSK. BAŞAK ÜNVER

2005 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Üniversite yıllarında o zamanlar ülkemizde henüz uygulanmayan Peri Masalları Testinin ülkemiz çocukları için standardizasyon çalışmasında...

Bize Hemen Ulaşın

FacebookTwitterInstagramGoogle PlusPinterest
Bumerang - Yazarkafe

RANDEVU ALIN

Ergen ve çocuk psikoloğumuz Başak Ünver'den online randevu almak için aşağıdaki butona tıklayınız.

İletişim bilgileriniz bize ulaştığında en kısa sürede randevunuzu onaylamak için sizinle iletişime geçilecektir.
Her hakkı saklıdır © 2015 Çocuk Psikoloğum I Tasarım & Programlama CreaNet Bilişim Hizmetleri